Evliya Çelebi, 1670’li yıllarda yazdığı Seyahatnamesi’nde Bodrum Limanı’ndan şöyle bahseder; “Liman altı rüzgardan etkilenmez, lodos ve keşişlemeye açıktır, demir atmaya uygundur ve toplam 200 parça gemi alır.” Bu tanımlama o tarihlerde Bodrum Limanında bir tersanenin bulunmadığının en güçlü delilidir.

BODRUM MİLTA MARİNA YERLEŞİM PLANI

Bodrum Osmanlı Tersanesi’nin hikayesi, Osmanlı donanmasının, Ruslar tarafından 1770’de Çeşme Limanı’nda yok edilmesiyle başlar. 1775 yılında ihtiyaç duyulan yeni gemilerin inşasını hızlandırmak için Bodrum Limanı’nın batısında ilk tersane inşa edilir ve Bodrum, Sinop, Gemlik ile Tersane-i Amire (İstanbul) tezgahları, 80-84 toplu, 63-66 zira boyunda kalyon yapmakla görevlendirilir. Bodrum Tersanesinde çok sayıda gemi inşa edilmiştir. Bodrum Osmanlı Tersanesi’nin etrafının sur duvarları ile çevrili olduğu, günümüzde kalan duvarlardan ve bu duvarlar üzerinde yer alan bir kapı yapısından anlaşılmaktadır. Kapı yapısı ve surlar üzerinde bulunan bir Osmanlı Kulesi yılların acımasızlığıyla tahrip olmuştur.

Günümüzde kullanılmayan, eski bir mezarlık da sur duvarlarının arkasında yer almaktadır. Harap durumda olan bu mezarlık, ve kapı yapısı Ericsson ve Bodrum Marina desteği ile bakımı yapılarak hem sanat galerisi, hem de gezi yeri olarak ziyarete açılmıştır.

Tersanede, 1784 yılında 2 gemi tezgaha konmuştur. Boyu 59,5 arşın olan birinin yapımını Menteşe Mütesellimi Tavalı Ömer Ağa üstlenmiştir ve gemi 1785 yılında bitirilmiştir. 1782-1789 Devlet tarafından tezgaha konan Hilal-i Zafer Kalyonu’nun yapımı yedi yıl sürmüş ve 1786 yılında geminin bitirilmesi için Reis-ul Küttablar’dan Feyzullah Efendi görevlendirilmiştir. Buna rağmen, gemi bitirilememiş ve III. Selim zamanında çürüğe çıkarılması istenmiştir. 1793 yılında Bodrum tersanesinde bir gemi daha inşa edilmiştir. Şehbaz-ı Bahri Kalyonu 57 arşın boyunda, bakır kaplı, 850 personel ve 76 toplu bir partone-i hümayundur. Bu gemi mühendis Brun Beyzade’nin (Fransız) planları üzerine Nikoli kalfa tarafından inşa edilmiştir.

1824 yılında Yunan isyanının bastırılması için Ege’ye çıkan Kaptan-ı Derya Hüsrev Paşa, Bodrum’da bulunan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa ile buluşmuştur. Bodrum, bu tarihte Osmanlı Donanmasına üs görevi yapmıştır. 1831 Takvim-i Vakayi‘de (Resmi Gazete, 1247/1837) verilen bilgiye göre Bodrum Tersanesinde 63 arşınlık, 80 topluk bir kalyon inşa edilmektedir. 1834 yılında Menteşe Mütesellimi Tavaslı Osman Ağa, Bodrum’da bir kalyon yaptırma hazırlığına girişmiştir. Bu sıralarda, Bodrum’da ve İstanköy’de yapılan Kalyonlar için Milas vergisine eklentiler yapılmıştır. Bodrum tersanesinde savaş gemileri yapımı ile ilgili bilgilerimiz bu tarihle sınırlı kalmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı’nda (1914-1918) Türkiye, Almanya, Avusturya ve Bulgaristan ile birlikte, müttefik olan İngiltere, Fransa, Rusya, Yunanistan ve sonra İtalya’ya karşı savaşa girmiştir. O sıralarda müttefikler, Bodrum’lu kayıkçıların Alman denizaltı gemilerine yakıt v.s gibi yardım verdiğinden kuşkuya düşerek, Bodrum’da araştırma yapmaya karar verirler. Bir gün bu amaçla küçük bir Fransız savaş gemisi Bodrum Limanı’nın dışında sabahtan akşama kadar dolaştıktan sonra çekilir. Bir gün sonra Bodrum’ a iskeleye gelerek, ertesi gün aynı saatte geleceğini ve limanda bulunan kayıklar içinde araştırma yapacağını, bu nedenle kayıkların aynı yerde toplanmalarını söyleyerek uzaklaşır. Bodrum Kaymakamı Faik, Jandarma Kumandanı Rıfat, Teğmen İbrahim Nezihi Beyler danışma toplantısından sonra, kayıkların araştırılmasına izin verilemeyeceği, kayık sahipleri ile halka bildirir ve gerekli önlemleri alırlar. Önlem şudur; kayıklar toplu bir halde, türbe altına (Marina’da) toplanacaklar ve arkalarında Bodrum’da bulunan ulusal askerlerle, jandarmalar saklanacaktır. Ertesi gün geri gelen kruvazörün (Dubleks) ikinci kaptanı ve hükümetçe hazırlanan sandalda bulunan Piraki’nin damadı Fransızca bilen Zeki bey buluşurlar.

Kaptan, amaçlarının sadece kayıklarda araştırma yapmak olduğunu belirtir. Hükümet heyeti bu öneriyi reddeder. Bunun üzerine Fransızlar, kırmızı bayrak çekerek, kayıkların toplu halde bulundukları yere yanaşır. Kayıkların arkasında saklı bulunan asker ateş eder ve sandaldaki Fransızların bir kısmı ölür, bir kısmı da yaralanır. Çıkan çatışma sonucunda, Fransız mürettebatından yedi er esir edilerek Milas’a gönderilir. Limanın darlığı kruvazörün hareket serbestliğine elverişli olmadığından ve hedef kayıkların bulundukları yeri vuramadığından Bodrum’dan ayrılır. Ertesi gün küçük bir savaş gemisi limana girer ve limanda bulunan kayıkları yakar. Bombardıman sonucu, kalenin bir tarafı hasara uğrar, Tepecik Camii kubbesi, Tepecik Kız Okulu, Karaada’ nın kulübeleri ve birkaç ev tahrip edilir. Şehit olan Fransız erlerinin defnedildiği yere savaştan sonra Fransız Hükümeti tarafından bir mezar yaptırılır ancak, Türbe altı mevkiindeki bu mezar zaman içinde yıkılır.

Bugün Bodrum Marina’nın çekek mevkii ve mezarlık bölümü 1932- 1944 yılları arasında vakıf arazisi olup, Bodrum’lu İmbat Halil tarafından düzlük yerleri sürülüp, mezarlık kısımlarında ise hayvan otlatılırdı. Marina ana giriş kapısının bulunduğu yer Kanlı Dere’den gelen çamur nedeniyle bataklıktı. Marina sahasında 1950- 1955‘e kadar bir durgunluk dönemi yaşanmıştır. 1954 yılında Bodrum’lu olan Muğla Milletvekili Zeyyat Mandalinci şu anki liman girişindeki doğu ve batı mendirekleri ile liman rıhtımını yaptırmıştır. Marinadaki tersanecilik faaliyetleri 1934’den sonra, aynacı sandallarının tamiriyle de uğraşan Rodoslu İbrahim ve Rodoslu Şemsettin Dayı ile devam etmiştir. 1960’lı yıllarda çekek yeri olarak kullanılmaya başlayan Marina’da daha sonraları tekne imalatı yapılmaya başlanmıştır. Tersane, 1981 tarihinde İçmeler Mevkii’ne taşınmıştır.

Kızılhisarlı Mustafa Paşa ile oğlu Cafer Paşa’nın gömülü oldukları kubbeli türbe, Marinamızın güneyinde yer almaktadır. Bu iki kişi hakkında, o aileye mensup, ödemiş okulu başöğretmeni Bodrum’lu A.Suphi Dengir aşağıdaki bilgileri veriyor. “ Mustafa Paşa ile oğlu Cafer Paşa , Mora’da Eğriboz’un Kızılhisar’ından gelmişlerdir. Bir aralık “ Baştardalar “ ve "Kırlangıçlar” başbuğu gibi kumandanlıklarda bulunarak, sonunda kendilerine Kaptan- ı Derya rütbesi verilmiştir. Eski eğitimci ve milletvekili olan İbrahim Alaaddin tarafından yayımlanmış “ Meşhur Adamlar” yapıtında Cafer Paşa’dan söz ederken, III. Mustafa saltanatı zamanında Osmanlı vezirlerinden olduğunu ve bu görevde ancak bir yıl kalarak, Rodos muhafızlığına gönderildiğini ve 1770 yılında Bodrum’da öldüğü yazmaktadır.

Marinamız, 1976-1988 yılları arasında T.C. Turizm Bankası A.Ş.’ye bağlı olarak 125 yat kapasitesiyle “Turban Bodrum Marina İşletmesi” olarak hizmet vermiştir. Bu tarihten sonra banka yeniden yapılandırılarak Turban Turizm A.Ş. "Turban Bodrum Marina" adı altında çalışmaya devam etmiştir. 1992 yılında kapasitesi, 2 adet yüzer iskele ilave edilerek, 275’e çıkarılmıştır. 01.12.1997 tarihinde özelleştirilerek Karada Turizm İşletmeleri A.Ş. tarafından 49 yıllığına kiralanmış ve kapasitesi, bir ponton daha ilave edilerek, 375’e çıkartılmıştır. 01.01.2002 tarihinden itibaren ise, Milta Turizm İşletmeleri A.Ş. bünyesine bağlanarak, Milta Turizm İşletmeleri A.Ş. Bodrum Marina Şubesi olarak 475 yat kapasitesi ile hizmetine devam etmektedir.